DOLAR %
EURO %
ALTIN
BITCOIN 301598-2,15%
Ankara

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

60 okunma

Çin farkına vardı, kontrolü ele geçiriyor! Tek rakip olabilecek ülke Türkiye…

ABONE OL
21 Kasım 2022 12:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRKİYE maden zengini bir ülke. Özellikle de nadir toprak elementleri olarak bilinen ve bugün elektrikli otomobil ve güneş paneli gibi pek çok alanda kullanım alanı bulan kritik madenlerin de aralarında bulunduğu 80 çeşit madenimiz var. Artık büyük ihtiyaç haline gelen bu madenlerin çıkarılmasının şart olduğunu belirten Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Maden Sektör Kurulu Başkanı ve İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Rüstem Çetinkaya tüm dünyayı bekleyen bir tehlikeye dikkat çekti.

■ Türkiye’nin dünya madenciliğindeki yeri ne durumda?

Madencilikte çeşitlilikte en zengin ülkelerden biriyiz. Bilinen 90 maden tipinin 80 tanesi bizde. Zenginiz ama GSMH içinde madenciliğin katkısı yüzde 1.3’lerde. Bu rakam Çin’de yüzde 20, Rusya’da yüzde 13. Artık madenlerimizi aramalıyız. Çünkü madenler ithal girdisi olmayan kaynağın yüzde 100 içeride kaldığı, döviz rezervi açısından önemli avantaj.

Nadir toprak elementlerinde Türkiye yeni keşfettiği 694 milyon tonluk rezerv ile Çin’den sonra dünyada ikici büyük rezerve sahip durumda….

■ Peki dünyada madencilik nereye gidiyor.

2050 yılına kadar karbonsuzlaşmaya gidildiğinde bakır, lityum, alüminyunum, grafit, kobalt, nikel gibi minerallerin kullanımı bugüne oranla 6 kat artacak. Elektrikli otomobil, batarya üniteleri kobalt, nikel, silisyum demek. Güneş enerjisi, rüzgar türbinleri hepsi metal ve nadir toprak elementleri demek. bu madenlere talep artacak. Çin bunu çoktan öngördü. Bugün birçok kritik madenin kontrolünü eline geçirdi. Birçoğunu şimdiden tedarik etti. Kobalt gibi nadir toprak elementlerini satın aldı.

■ Bizde arama faaliyetleri ne aşamada, yeterince maden çıkarabiliyor muyuz?

Yatırımcı, izin süreçleri ve toplumdaki anti maden anlayışı nedeniyle girmekten çekiniyor. Dolayısıyla aramalar çok düşük seviyede kalıyor. Oysa bizim petrolümüz değil elimizde madenimiz var. Birileri madenimizin çıkarılmasına izin vermiyor. Bu ülkenin kendi kaynaklarıyla kendi kendine yetebilir hale gelmesi lazım.

■ Madencilik sektörü geneldi tarıma ve doğaya verdiği zararla anılıyor…

İki sektör de önemli. Önce tarım sonra maden. Çünkü maden tüm sanayinin hammaddesidir. Hatta maden olmadan tarım da olmaz. Potasyum fosfat gübresi de maden ürünüdür. Zeytinyağı üreticisi cam bulamıyoruz diyor. O kadar basit ki hammaddesi kum. Çünkü kum yok. Kuma karşı gelirseniz döküm sanayii olmaz. Kum sahalarını kapatırsanız otomotiv durur. Çünkü motor gövdeleri dökülürken kum kullanılıyor. Yapı sektörünün 33 ana bileşeninin 30’unda maden var. İlacın birçoğunun hammaddesi maden.

Çocuk doğar doğmaz pudra kullanıyoruz. Kadınların kullandığı allık da bir maden ürünü. Yani kadınlar da güzelliklerini madenden alıyor. O yüzden toplumun önce, bu madenlere ihtiyacımız olduğunu hissetmesi lazım. Önce insanı ve çevreyi öncelikleyen bir anlayışla bu madenlerin nasıl çıkartılacağını bir masa etrafında toplanarak tartışmalıyız. Madencilik ya da çevre diye ayrım yapmadan ülkeye değer katabiliriz. Üzüm bağları, tarım alanları, göller, akarsular, şehir merkezleri ve madenler Avrupa Birliği’nde ülkelerinde aynı bölgeler içinde yer alıyor.

Ancak ülkemizde maalesef ki madencilik üzerine yapılan tüm algılar birini seçmek üzerine kurgulanıyor. Birini seçmek zorunda değiliz. İkisini birden, belli kriterlere uyarak bir arada yapabiliriz.

■ Mermerde durum ne?

Mermerin en önemli özelliği markalaşma değerinin olmasıdır. Diğerleri fiyatı borsalarda belirlenir. Dünya doğal taş ticareti 16 milyar dolar doğal. Biz 2 milyar dolar pay alıyoruz. Mermerde dünyada birçok pazarda ilk üçteyiz. Çin pazarında 1’inci, ABD pazarında ise ilk üçteyiz. Tabi miktar olarak. O yüzden işlenmiş mermerde marka değerimizi artırmalıyız. İtalyanlar’a göre ucuza satıyoruz. Markalaşma ve tasarım odaklı olmalıyız. Biz İMİB olarak bunu teşvik ediyoruz. Mermerde çok ciddi çeşitliliğimiz var. New York, Dubai, Moskova gibi birçok yerde sembolik ve ikonik projelere doğal taş ve mermer verdik.

■ Dünyada bir resesyon konuşuluyor. Önümüzdeki yıl ihraç pazarlarına dönük beklentiniz ne?

2023 öngörülerimiz iyi değil. Amerika ve Avrupa pazarı resesyonda. Çin’de de inşaat yatırımları durdu. O yüzden alternatif pazarları araştırıyoruz. Suudi Arabistan’dan umudumuz var. Meksika, Vietnam ve Hindistan gibi ülkelere yönelmeye başladık.

192 MİLYAR DOLARLIK ALTIN REZERVİ VAR
■ Altında durum ne?

Altın üretilmesini bizim toplum istiyor. Çünkü altını talep ediyor. Bu yıl altın talebi 200 tondan 350’ye çıktı. Bu yıl yıllık tüketim ortalamasını aştık. Hindistan’dan sonra en fazla yastık altına sahip ülkeyiz. Altın üretimimiz ise yıllık 40 ton civarında. Üretim yetmiyor. Şimdi biz bu altını çıkarmayıp her yıl 10 milyar doları elin yabancısına verip ithal mi edelim.

■ Türkiye’nin altın rezerviyle ilgili çeşitli rakamlar dolaşıyor. Ne kadar rezervimiz var?

Şu anda Türkiye’nin bilinen altın rezervi 3500 ton civarında. Bugünün piyasa değeriyle 192 milyar dolar ediyor. Ama 6500 tonun üzerinde bir altın potansiyeli olduğu tahmin ediliyor. Ancak 5 sene sonra daha farklı bir rezerv rakamı verilebilir. Çünkü bu alanda her gün yeni keşifler yapılıyor.

İHRACAT HEDEFİ 6.6 MİLYAR DOLAR
■ Son olarak maden ihracatındaki yıl sonu hedefinizi paylaşır mısınız?

Sektörümüzün 10 aylık ihracatı yüzde 12.07 artışla 5.4 milyar dolar seviyesine ulaştı. Söz konusu dönemde en çok ihracat gerçekleştirilen ilk üç ülke Çin, ABD ve Bulgaristan oldu. Yıl sonunda yüzde 10 artışla 6.5 milyar dolar ihracata ulaşırız.

KÖMÜRE DÖNÜŞ OLUNCA HERKES SUSPUS OLDU
■ Enerji krizinin sektörünüze etkisi ne oldu?

Enerji krizinin metalik madenlerin üretimine etkisi olumsuz olacak. ‘Kömürü artık ciddi olarak ele almamız lazım.’ Bir süre önce ‘Sıfır karbon hedefinde Avrupa Birliği’nin samimiyetinin sorgulanması lazım’ demiştim. Bugün artık Polonya da Almanya da kömüre tekrar döneceklerini açıkladılar. ‘Kömür kaynaklarımızı doğaya zarar vermeden değerlendirmek zorundayız’ dediğimizde bizi linç etmişlerdi. Almanya ve Polonya kömüre dönünce herkes suspus oldu. Alternatif kaynaklar gelene kadar bu kaynakları tüketmeye devam etmeliyiz. Polonya da böyle yapacak. Nükleer santrali devreye alana kadar kömürü kullanmaya devam edecek. Bugün artık enerji çeşitliliğine sahip olmamız gerektiğini herkes anlar hale geldi.

KAYNAK:

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.